Üçüncü
Şahadet “Eshedu Anne Aliyyen Veliyullah”
Üçüncü sahadet hakkinda kisa bir arastirmamiz olmustur “Eshedu Anne
Aliyyen Veliyullah” bu konuya girmeden önce Hz. Ali (as )’in hakkinda küçük
bir öz geçmisini siz sayin degerli okuyucularimiza aktaralim düsündük.
Insallah Hz.Ali (as)’in hakkini siz degerli kardeslerimize en güzel bir
sekilde açiklamaya çalisa bildikse ne mutlu bize.
Bildiginiz gibi Elinizde bulunan bu degerli eser; Muhakkik Ismail Hüseyni
Marasi’nin, Icmaiyyat-u Fikh’is- Sia adli eserinden ve yine
Ahvet’ul-Akvali Min Ahkam’is-Seria Adli kitaplarindan zahmetimle
toplanilmistir.
O eserlerin birinci cildinden yapilmis bir çevridir: Derin, kapsamli genis ve
tutarli delillerle ispatlanmis olup, ilmi ve güçlü bir eser unvaniyla Sünni
üniversiteler ve medreseler tarafindan hakli bir yere sahip olunmus ve kabul görmüstür.
Masala Kahire’deki El-Ezber üniversitesi ustalari ve talebeleri, muallifte
yazdiklari mektupta bu eserini ders kitabi olarak okumaya karar verdiklerini
belirtmislerdir.
Icma’iyyat adiyla taninan ve birkaç ciltten olusan bu eser, fikih ilminin tüm
konulari hakkinda Sii Mezhebinin görüslerini beyan etmektedir.
Bu eserin birinci cildinin bir kismi “ezan ve kamette sahadet-i Selase” Yani
Ezan ve kamette söylenen “Eshedu enne Aliyyen Veliyullah” bu bölümü
hakkindadir.
Bu derledigim notlarimi asil kaynaginda Dinin Mukaddes siari olan ezan ve
“sahadeti selaset” hakkindaki Sii mezhebinin görüsleri kendi içinde
yapici delillerle ortaya koyulmusudur.
Namaz ve namazin basinda okunan ezan ve kama tin sirrini bu essiz ve engin
derslerle daha iyi ögrenip, bu bilgilerle ibadet ede bilmemiz için bu kitabin
içindekilerden olusan konumuzla ilgisi oldugundan siz degerli kardeslerim için
hazirlamis olduk.
Ki Ezan ve kametin hedeflerinin hakkiyla anlasilmasi ve saglam bir sekilde
hareket ederek bu kitaptan faydalanmayi ümit ediyorum. Aslinda kastim kitap çikarmakti
ama ins dergide yayinlandiktan sonra ilgi olursa insallah dergi sorumlularina
izin veriyorum bunu kitap olarak çikara bilirler. Allah yar ve yardimciniz
olsun ins .
Bildiginiz gibi konuya girmeden en azindan birazda olsa Hz Ali (as)’in
hakkinda bir bilgimiz olsun ki
bu degerli eseri daha güzel bir sekilde anlaya bilelim ki bu insanin yüceligi
ve degeri , neden unutulmak istenmistir sizin gibi degerli kardeslere aktararak
mazlumlarin hakkini savunma dir ilkesiyle yola çikarak Allah yar ve
yardimcimizdir diyoruz basarilar bizi beklemektedir ……
Hz.Ali (as)’in Kisaca hayati.
Hz. Emir-ül Müminin Ali (a.s), Beni Hasim kabilesinin en büyügü, Hz.
Peygamber-i Ekrem’in amcasi Abu Talip’in ogludur.
Hz. Abu Talib, Hz. Peygamber (s a a ) efendimizi çocukluk döneminden itibaren
kendi evinde büyütüp himayesi altina almis, Hazret’in peygamberlige seçilmesinden
sonra da hayatta bulundugu sürece o ilahi nuru, kâfirlere, özellikle de
Kureys kâfirlerine karsi korumus, bu ugurda hiçbir fedakârliktan geri
durmamistir.
Hz. Ali, (a a) “meshur rivayete göre” bi'setten on yil önce dünyaya
gelmistir. Alti yasinda iken de Peygamber'in istegi üzerine, Mekke ve yöresinde
meydana gelen kuraklik nedeniyle maddi sikintiya giren babasinin yanindan
ayrilarak, Peygamber'in evinde yasamaya baslamis, böylece bizzat o Hazret’in
egitimi altina girmistir.
Bu arada Hz. Resul’ü Ekrem, gelenek haline getirdigi Hira dagindaki yillik
ibadeti esnasinda ilk vahiy inerek peygamberlige seçildikten sonra eve dönüp
olayi anlattiginda, o Hazret’e ilk iman getiren kisi Hz. Ali (a.s) olmustur.
Yine Inzar ayeti ismiyle meshur olan “En yakin asiretini uyar” [3] ayet-i
kerimesi nazil olarak Peygamber-i Ekrem yakin akrabalarini uyarmakla görevlendirildiginde,
Hz.. Resul akrabalarini toplayarak onlara: "Sizlerden kim, benim bu görevimde
bana yardim etmeye hazirdir ki, benim kardesim, vasim ve aranizda halifem olsun?"
buyurdugunda, onlarin arasindan yalnizca Hz. Ali (a.s) ayaga kalkarak imanini
ibraz etmis, buna müteakip Peygamber-i Ekrem (s a a) de mübarek elini Hz.
Ali’nin omzuna koyarak:
“Bu benim kardesim, vasim ve sizin aranizdaki halifemdir; onu dinleyin, ona
itaat edin” buyurarak o Hazret’in iman etmesini kabul etmis ve Islam dininin
ilk basindan itibaren kendinden sonra Hz. Ali’nin geldigini vurgulamistir.
Böylece Hz. Ali (a.s) Müslümanlar arasinda ilk iman getiren ve hayati boyunca
Allah'tan baskasina tapmayan ilk sahsiyet olmakla birlikte, Hz. Resulullah (s.a.a)’dan
sonra Islam dininin ikinci sahsiyeti oluvermistir. [4]
Hz..Ali (a.s), Hz..Peygamber-i Ekrem’in hicretine kadar devamli onunla
birlikte olmus, düsmanlarina karsi onu savunmus, kafirlerin ,Allah Resulü’nü
katletme karari aldiklari hicret gecesi de Ali (a.s), canini feda etmek pahasina,
Peygamber efendimizin yataginda yatmistir.
Hz..Resul-ü Ekrem bu sayede gizlice evden ayrilarak emniyet içerisinde
Medine'ye dogru yola koyulabilmistir.[5]
Hz. Resulullah’in emniyete kavusmasindan sonra da o Hazret’in vasiyeti üzerine,
Peygamber-i Ekrem’in nezdinde emanet olan halkin emanetlerini sahiplerine iade
ederek annesini, Resul-ü Ekrem’in sevgili kizi Fatime Zehra’yi baska iki
kadinla birlikte alip Medine'ye dogru hareket etmistir.[6]
Medine'de devamli Resulullah’la birlikteydi. Peygamber-i Ekrem hiçbir zaman
gizlide ve açikta onu kendisinden ayirmadi. Biricik sevgili kizi Hz. Fatma’yi
zevce olarak ona münasip gördü. Müslümanlar arasinda kardeslik akdi
okuttugunda, Ali'yi (a.s) kendisine kardeslige layik gördü.[7]
Ali (a.s) ,Hz..Peygamberin katildigi tüm savaslarda hazir bulundu. Bir tek
Tebuk savasina katilmadi. O da Peygamberin emri ile Medine'de Peygamberin
yerinde kaldigi içindi.
Iste o zaman, yine Hz. Ali’nin seçkin makamini ümmetine bildirmek gayesiyle
Hz. Ali’ye hitaben:
“Sen bana oranla Harun’un Musa’ya oranla sahip oldugu mevkie sahipsin;
ancak benden sonra peygamber gelmeyecektir” buyurdu.“[8] Böylece
peygamberlik disinda sahip oldugu makamlarinin tamamin Hz. Ali (a.s)’da da
bulundugunu açikça gözler önüne sergiledi.
Hz. Ali hiç bir savasta geri adim atmadi; hiçbir an düsmandan kaçmadi; hiçbir
sart altinda Peygamberin emrinden çikmadi. Iste bu nedenledir ki, Peygamber-i
Ekrem’in: "Hiç bir zaman Ali haktan ve hak da Ali'den ayrilmaz"[9]
övgüsüne mazhar oldu.
Hz..Ali (a.s) Hz. Peygamber'in vefatinda otuz üç yasindaydi. Tüm dini
faziletlere sahip olup, sahabe içerisinde her açidan en seçkin mevkide
olmasina ve Hz. Resulullah (s.a.a)’in ümmete açikça: “Ben kimin mevlasi (efendisi)
isem Ali de onun mevlasidir” [10]
Ve Hz.“Ali benden sonra her mü’min erkegin ve mü’me kadinin velisidir”
[11] buyurmasina ragmen o Hazret’in genç olmasi ve Peygamber'in savaslarinda
kâfirlerden birçogunu öldürüp, onlardan düsman kazanmasi bahane edilerek
hilafetten kenara itildi.
Böylece o Hazret’in eli tüm genel olaylardan kesildiginde evinin bir kösesine
çekilerek özel kisileri egitmeye basladi. Peygamber'in vefatindan sonra 25 yil,
üç halifenin hilafet zamani geçti. Üçüncü halife Osman öldürüldügünde
halk Hz. Ali'ye (a.s) biat ederek onu hilafete seçti.
Hz. Ali (a.s) dört yil dokuz ay süren hilafeti müddetinde Peygamber'in
sirenine uyup, hilafet'e inkilâp ve kiyam ruhu verdi. Toplumda çesitli
islahlara (degistirmeler) basvurdu.
Elbette bu islahlar, bir kisim çikar pesinde kosanlarin zararina oldugu için
sahabeden bazilari, "Ayse" "Talha" "Zübeyir"
ve "Maviye" liderliginde üçüncü halifenin kanini bahane ederek
halifeye karsi çikip, çesitli çirkin olaylara sebebiyet verdiler.
O hazret bu fitneleri yatistirmak için Basra yakinlarinda Ayse, Talha ve Zübeyir
ile savasti ve bu savas, Cemal savasi adinda maruf oldu. Irak ve Sam
sinirlarinda Maviye ile savasti; bu savas Saffin savasi adini aldi ve bir buçuk
yil devam etti. Nehrevan adiyla maruf olan muharebesinde de Hariciler ile
savasti.
Böylelikle o hazretin hilafet müddetice gösterdigi çabalarin birçogu iç
kargasalari gidermek yolunda geçti. Çok geçmeden Hicretin 40. yili Ramazan
ayinin 19. günü Küfe mescidinde, sabah namazinda, Hariciler tarafindan
yaralanip iki gün sonra sehit oldu.[12]
Hz.. Emir-ül Müminin (a.s) tarihin tanikligina, dost ve düsmanin itiraflarina
göre insani degerlerde hiçbir eksikligi olmayip Islami faziletlerde
Peygamberin terbiyesine tam bir örnek idi. Onun sahsiyeti hakkinda yapilan
bahisler, Sia ve Ehli-i Sünnet ve bu konuda bilgi sahibi olanlar tarafindan
yazilan kitaplar hiç kimse hakkinda olmamis ve yazilmamistir.
Hz..Ali (a.s) ilim ve bilgi açisindan Hz..Peygamberin ashabi arasinda en üstünüdür.
Ilmi açiklamalariyla özgür kanitlama ve burhan tarzini ortaya koydugu gibi,
ilahi ögretilerde ve felsefi bahislerde de bulundu.
Kuran’in lafzini korumak için Arapça dilbilgisi kurallarini icat ettigi gibi
Kuran’in batininda da konustu. Hitabet etmekte en becerikli, Araplar içinde
secaatte dillere destan idi. Peygamberin zamaninda ve ondan sonra yaptigi
savaslarda hiçbir zaman panige kapilmadi.
Defalarca çesitli olaylar örnegin Uhud, Huneyn, Hayber ve Hendek gibi
savaslarda Peygamberin ashabi ve ordusu panige kapilip titrediler, bazilari da
kactilar . Fakat Hz..Ali (a.s) bunlarin hiç birinde düsmana sirt çevirmedi.
Savasta ün kazanan yigitlerle savastiginda hiçbiri kurtulamadi.
Bu güce sahip oldugu halde güçsüzlerle savasmadi. Kaçani takip etmedi, gece
saldiri yapmazdi ve suyu düsmana kesmezdi.
Hayber savasinda hücum edip kalenin kapisini yerinden söküp bir kenara atmasi
tartisilmaz tarihi bir realitedir .[13]
Yine Mekke'nin fethinde Peygamber-i Ekrem (s.a.a) putlarin kirilmasina emir
verdiginde Ali (a.s), Peygamberin istegiyle, o hazretin omuzlarina ayaklarini
koyarak Kâbe’nin üzerine çikip, oraya dikilen tastan yontulmus koskocaman Hübel
denilen putu yikti.[14]
Ali (a.s) takva ve abitlikte de tek idi. Onun sertliginden sikâyet edenlerin
cevabinda, Peygamber; "Onu kinamayin. Çünkü o Allah'a âsiktir."
buyurdu.[15]
Sahabeden olan Abu Der da, o hazretin kupkuru cesedini Medine hurmaliklarinin
birinde görünce haber vermek için onun evine gelip Hz. Fatma’ya "Kocandan
taraf basin sag olsun" dedi. Peygamberimizin kizi "Amcam oglu ölmemis,
ibadet ederken ilahi korkudan bayilmistir. Onun bu hali çokça görülmektedir"
buyurdu.
Hz..Ali'nin (a.s) fakirlere yardim etmesi, emri altinda olanlara muhabbet etmesi,
çaresizlerin imdadina kosmasi, cömertligi ve affi hakkinda bir çok kissalar
vardir. Eline geleni Allah yolunda fakir ve miskinlere verip kendisi çok zor
kosullarda yasiyordu.
Çiftçiligi, fidan dikmeyi, su kuyulari kazmayi ve bayir yerleri
yesillendirmeyi severdi. Fakat bu yolda elde ettigi seyleri fakirlere vakfederdi.
O Hazretin vakiflari "Ali (a.s) sadakalari" adinda meshurdur.
Hilafetin sonlarinda bunlarin epeyce (yirmi dört bin dinar) geliri vardi.[16]
Kisaca Hz.Ali (as)’n hayatindan bir bölüm size aktardik. Ilk önce ezanin
nasil okunusunu yazmadan önce kametin okunusunu yazacagim daha sonra ezani
yazacagim bunlardan sonra ins konumuza baslayacagiz.
MUAZZININ HAKKI
Imam seccad (a s ) buyuruyor ki: Bil ki
ezan söyleyenin Hakki sunlardir;
1-Sana Allah’i yad etmen gerektigini hatirlatir.
2-Seni Allah’tan nasip almayi davet eder.
3-Ilahi Vecibeler yerine getirmende sana yardimcidir.
Bu nedenle, Sana iyligi dokunan kimselere ettigin gibi ondanda tesekkür et”
KAMET “kamet
on yedi cümledir”
Allah-u Ekber “2”
Eshedu en la ilahe ilallah “2”
Eshedu enne Muhammeden Resulullah “2”
Eshedu enne “Emir’el-müminine” Aliyyen Veliyullah “2”
Hay ye ale’s-Salah “2”
Hay ye ala’l-Felah “2”
Hay ye ala hayr’il-amel “2”
Ged gamet’i-salah “2”
Allah-u Ekber “2”
La ilahe Illallah “1”
EZANIN OKUNUSU
“Ezan on sekiz cümledir”.
Allah-u Ekber “4”
Eshedu en la ilahe ilallah “2”
Eshedu anne Muhammenden Resulullah “2”
Eshedu enne “Emir’el-müminine” Aliyyen Veliyullah “2”
Hay ye ale’s-Salah “2”
Hay ye ala’l-Felah “2”
Hay ye ala hayr’il-amel “1”
Allah-u Ekber “2”
La ilahe Illallah “2”
ÜÇÜNCÜ SAHADETIN ISBATI
Ezan ve kamette Allah’in birligine ve
Hz. Peygamber “s a a” ‘in Risale tine sahadetten sonra Emir’ül –müminin
Hz. Ali “as”’in da vilayetine edilen sahitlik , “Eshedu enne Aliyyen
veliyullah” cümlesinden olusur.
Siiler öteden beri gelenege uymuslar ve bunu, kendilerine siar edinmislerdir.
Diger Müslümanlar da Siileri bu özellikleri ve geçmisleriyle tanimaktadir.
Sii ulamasinin konu hakkindaki meshur, hatta icmai görüsü sudur ki; bu
sahadet her ne kadar imanin erkânindansa da ezanin kisimlarindan degildir.
Merhum Seyh Sadik, “ ”Üçüncü sahadetin ,ezanin kisimlarindan olmadigini
söyleyenleri elestirmis olsa da “ “biz insafli bir tutumla delilleri ve
eserleri, özellikle Hz. Peygamberimiz “s a a” ‘in yasamini ,Zalimlerin suçsuz
insanlar üzerine eziyetlerin tarihini, ((Herkesin gayet iyi bildigi gibi Ümeyye
ogullari ve benzerleri Hz..Ali “as” ‘in faziletlerini örtmek için gece gündüz
gayret sarf ediyorlardi.Uygun
olmayan sözlerle, hasa sünme hasa, la net ve küfürlerle ,hatta namazlarda
bile insanlari Hz,Ali “as” ‘dan ve ailesinden uzaklastirmaya çalisiyordular.Hasim
ogullari’na karsi var olan eski düsmanliklari ve kinleri o dereceye ulasmisti
ki bu asiri bir küstahlikla, Efendimiz “s a a” ‘in sahsina ihanet etmeye
kadar variyordu.Yine Ümeyye ogullari ailesi O efendiler efendisinin “s a a”
mübarek adini ezanda isitmeye dahi tahammül edemiyordu.
Muaviye, Hz. Ali “s a” ‘a ve ailesine karsi geçmise dayanan düsmanligindan
dolayi, ezan da efendimiz“s a a” ‘in ismini duydugu zaman ki rahatsizlik
ve kiskançlik o kadar agir basiyordu ki “Ne zamana kadar isitecegim”
demekten kendisini alamiyordu.Maviye dostu olan Mugeyre b.Sube’ye söyle
demisti:”Biliyorsun ki günde bes kere “Eshedu anne muhammenden Resulullah”
denilerek Hasim ogllari’inin ismi haykiriliyor.
Ey annesi ölücesin adam!.Söyle ,Bunlar söylendikten sonra bizim için geriye
ne kaliyor ?.Yemin ederim ki Muhammed’in ve Islam’in isimlerini gömmedikçe
oturmayacagim)). “ ” Ayni zamanda Ehli-i Beyt ve masum imamlar “as”
hakkinda ki nazil olan ayet ve rivayetleri arastirdiktan sonra kolaylikla söyleye
biliriz ki Hz. Peygamber “s a a” in, nübüvvet hariç, sahip oldugu büyüklük
ve keramet, onun halifesi, dinin ve efendimizin savunucusu Emir’ül müminin
Hz. Ali “as” için de geçerlidir.Bu kerametlerin kabulü de Sii mezhebinin
zaruretlerindendir. Gayet’ul-Meram adli kitapta, Imam Muhammed bakir
“as”in babasi imam Zeynel Abidin “as” dan nakil ettigi söyle bir
rivayet zikir edilmistir: Hz:Peygamber efendimiz “s a a”, Hutbelerinden
birinde Hz..Ali “as”a söyle buyurdu: “Ey Ali!.Allahin beni kildigi bir
fazilet yok ki senide o faziletin ayniyla üstün kilmamis olsun”.Kisaca, bu sözlerden
anlasilan sudur ki, peygamberlik makami disinda peygamber efendimizin “s a
a” in sahip oldugu tüm keramet ve imtiyazlara Hz. Ali “as”in da
sahipti.Bunlardan biri de gerek Peygamber efendimiz “s a a”in gerekse Hz.
Ali “as”in sahip oldugu velayet ve imamet makamidir. Yukarida ifade
ettigimiz gibi, risalet makami disinda hiçbir bunun disina çikmaz.Bu konuda mübahale
ayetinden istifade edile bilinir.(Ali Imran ayet/ 41)(( Bu konunun özeti sudur:
Hicri 9,yilin da altmis kisiden olusan Necran Mesihlilerinden bir gurup,
baspiskopos Abu Harise, Necra’nin ailesinden olan Eyhem de bunlarin
arasindaydi.Ebdulmesih baskanliginda Medine’de Hz. Peygamber “s a a”in
huzuruna geldiler. Efendimizin Islam hakkinda ki sohbet ve bahisleri onlari ikna
etmedi. Allah’tan kendisine bildirildigi üzere onlara “Mubahale”
teklifinde bulundu ”Mubaahle” yani taraflarin birlikte, bir yerde toplanip
haksiz olan, batil yolda olan taraf hakkin da Allah’in gazabini istemektir ki
buda hakkin ve haklinin ortaya cikmasini saglayacaktir.Ali Imran süresinin /
61’inci ayetinde de Allah’in Hz. Peygamber “s a a”e hitabi söyleydi:
“Sana iyice Bildirdikten sonra gene bu hususta tartisan olursa de ki: gelin,
ogullarimizi ve ogullarinizi, kadinlarimizi ve kadinlarinizi çagiralim; biz
bizzat gelelim, sizde gelin. Ondan sonra dua edelim ve Allah’in lanetini
yalancilara havale edelim”.
Mubahale zamani gelip çatigi zaman Necran heyeti Medine’nin disinda bir yerde
toplandilar. Ansizin Hz..Peygamber “s a a”in yaninda Hz..Ali “sa”,Hz..Hasan,Hz..Hüseyin
“as” ve Hz..Fatima “as” oldugu halde o tarafa dogru gelmekte oldugunu gördüler
.Bas piskopos Abu harise ,yanindakilere söyle dedi.“Öyle yüzler görüyorum
ki onlarin dudaklarinin dua ve ya da bed dua için kipirdamasi, en büyük
daglari yerinden söküp atmaya yeter.Bu sözler Necran heyetinin mühaleden çekilmesi,
her iki tarafin bir anlasma yapmasi ve Hiristiyan ruhanilerinin asillerinin,
efendimiz “s a a”in maneviyatina teslim olmalariyla neticelendi.Tüm Müslümanlarin
üzerinde hem fikir oldugu mubahale hadisesi Sii ve Sünni kitaplarinda saglam
istinatlarla “delilerle” ve serhleriyle birlikte bulunmaktadir. Konuyla
ilgili ve alakali arti daha detayli bilgi için bu degerli kitaplardan “ “ müracaat
edebilirsiniz.Yükarida ki ayeti, Hz.Ali “as”ile alakali bir delil olarak
getirmemize sebebi olmustur ki; Ayette ki “Enfusena” Nefsizim Kelimesiyle
Hz..Ali “as”in varligi kast edilmistir ki Hz..Peygamber efendimiz “s a
a”in sahsi makaminda kullanilmistir.
Dikkat edilecek olursa Hz..Peygamber “s
a a” mubaha leye giderken yaninda Hz..Ali “as”,Hz..Hasan,Hz..Hüseyin, ve
Hz..Fatima “ s a”i Almistir ve ayette de sirasiyla çocuklar ,esler ve
nefisler tabiri kullanilmistir ki Buda Hz..Ali “as”in nübüvvet makami hariç
tüm yönleriyle efendimiz “s a a” ile ayni makamda ve menzilde oldugunu göstermektedir.Ehl-i
Sünnetin taninmis müfessirlerinden Fahri Razi, Sii ulamlarindan birinin nakil
ettigine göre, bu delillendirmeyi nakil ettikten sonra, ikna edici vermeksizin
sadece red etmekle yetinmistir. “ ” Her hali karda mübahale hakkinda ki
ayet ve mutavatir hadisler, Efendimiz “s a a”in vefatindan hemen sonra
hilafete Hz..Ali “as’in gelmesi gerektigine, Onun efendimizle “s a a”
ayniyetligine yani Efendimiz “s a a”in nefsi olduguna, güçlü bir delil
teskil etmektedir.Buna ilaveten Hz..Ali “a s”Hz. Peygamber “s a a”in
tipkisi olmasindan dolayi Efendimiz “s a a” hariç tüm peygamberlerden üstün
oldugunda söyleye biliriz. Konuya daha iyi açilmak gerekirse, Enfusena
“nefislerimiz” kelimesi kuskusuz Allah resulünün “s a a” in sahsina
isaret etmektedir.Zira ayette “nefislerimizi davet edelim”deniyor,
kastedilen, Efendimizin sahsi olsaydi,”nefislerimizi davet edelim” manasi
anlamsiz olurdu. Dolayisiyla “enfusena” kelimesiyle kastedilenlerin, Hz.
Peygamber “s a a” in sahsi unvaniyla “sifatiyla” mubaha leye davet
edilenin, Hz..Ali “as” in oldugunu söylemekten baska bir çikar yolumuz
yoktur.Ezanda ilk ve ikinci sahadetten sonra “Allahin birligine ve onun
peygamber “s a a” in risale tine sahadet” üçüncü sahadeti etmek
“imam Ali “as”in velayetine sahadet” kesinlikle her yerde gerekli ve
mesrudur. Örnek olarak, Allame tebersi Abu Mansur Ahmet b.Ali b.Abu talib
Tebersi Hicri 5 ve 6 yüz yilinda yasayan Ibn-i sehrasup “Residuddin Muhammed
b.Ali b.Sehrasup Mazendarani” inin üstadi idi. Ibn-i Sehrasup, hiçri altinci
yüz yilin en seçkin âlimlerdendir.Ve Menakib-i Al-i Ebi Talib adli eserin de
sahibidir. Hicri 588 yilinda halep’te vefat etmistir. “tebersi, Ihticac, Önsüz,
c.1,s.1–2”Ihticac yazari Allame Tebersinin, seyh Saduk’a kadar isnadi su
sekildedir. “O, abit bir alim olan Mehdi b.Ebu harb Hüseyin Marasi’den,
O.da Abu Abdullah Cafer b. Muhammed b.Ahmed Duristi’den,O,da üstadi seyh
Sadiktan …” “Ayetullah Uzma Hui,Mücem-u Rical’il-Hadis”Ihticac Adli
kitabinda Allame Tebersi, Imam Sadik “as”dan su hadisi nakil eder:
Hz.Peygamber “s a a” Miraç gecesini ve göklerde ki seyrini bir hadisinde
anlatirken, Asrin üzerinde La ilahe illallah, Muhammed Resulullah,Aliyyen
veliyullah yazili oldugunu söylemistir.”Ve Sunu ekler Imam Sadik “as”
“içinizden biri biri “la ilahe illallah ve muhammenden Resulullah”
dediginde Hz.Ali “a s” inda Emir’ül-Müminin oldugunu söyleyin.Ihticac-i
tebersi, c.1,s.230–231.Imam Ali “as”in vilayetine, fasilsiz olarak ilk iki
sahadetten sonra sahitlik etmek hususunda çok sayida rivayet var. Teberruken
bunlardan bir kaçini deyinecegim.
a-Sinan b.Tarif’in naklettigine göre,
Imam Sadik “a a” Buyurmustur ki : ”Biz, Allah’in ismini Yücelttigi ilk
aileyiz. Zira Allah-u taala yeri ve gögü yaratirken münadiye üç defa Eshedu
en la ilahe illallah, üç kere Eshedu enne Muhammeden Resulillah, Üç kerede
Eshedu enne Aliyyen emir’el-Müminine hakan diye seslenmesini Emir etmistir
” ”b-Ibn’i
Mesud,Hz.Peygamber “s a a”den naklettigi bir rivayette söyle diyor: La
ilahe illallah , Muhammed Resulullah , Aliyyen veliyullah , desin “
”c-Abdullah b.Selam, Hz. Peygamber efendimizin “s a a” in böyle
buyurdugunu rivayet eder : “Hamd bayraginin ( kiyamet gönü Ali “as”in
tasiyacagi bayraktir) oun üstünde söyle yaziyor: Bismillahirrahmanirrahim ,
Elhemdu lillahi Rabbil alemin , la ilahe illallah , Muhammed Resulullah ,
Aliyyen veliyullah . “ ”d-Ehli sünnet ulamsindan Hafiz Ebu Muhammed b.
Ebu’l-Fevaris, el-Erbain adli kitabinin 50. Sahifesinde bir hikayeyi nakil
ederken, Efendimiz “s a a”in yüzügünün tasinda su üç cümlenin yazili
oldugunu zikir etmistir : “la ilahe illallah, Muhammed resulullah . Aliyyen
veliyullah” “ ”e-Miraca ait rivayetlerde elimize geçen rivayetlere göre,
Efendimiz “s a a” söyle buyurmustur : “Cennette mücevherlerle süslü
bir saraya girdim ve kapisinin peredesinin üstünde su yaziyi gördüm: La
ilahe illallah Muhammed resulullah , Aliyyun veliyy’ul-kavm. Diger bir sarayin
perdesinin üzerinde de Muhammed Resulullah , Aliyyun vasiyy’ul-Mustafa
yaziliydi.” ”
ÜÇÜNCÜ SAHADETI ILK VE IKINCI SAHADETE EKLEMENIN SIA’YA GÖRE DELILLERI
Az
Önce zikir ettigimiz Ehlisünnet’e ait delillerin yani sira baska rivayette
de nakli olunmustur. Bu rivayet , Özellikle Hz..Ali “as”in velayetine
sahitlik etmeyi , Allah’a ve Resulüne “s a a” edilen sahitlige eklemek
konusuna dair deliler getirmektedir .Ayrica Üçüncü Sahadeti “Hz.Ali
“as”in velayetine sahitlik etmek” Ezanin bölümü kabul edip onu , ezanin
vacip olan kisimlarindan degilse bile müntahaplarin dan oldugunu kabul etmek
gerçege uzak degildir .Zira Allame Meclisi ,Bihar’ul adli esrinde söyle
yazmaktadir :”Ezanda Hz..Ali “as”in velayetine sahitlik etmenin ezanin müntahaplarindan
olmasi , Gerçege aykiri degildir.Çünkü Seyh Tusi, Allame Hilli, Sehid-i
Evvel ve daha birçoklari, bu konuda hadislerin geçerli oldugunu kabul
etmislerdir. Allame Meclisi, daha önce zikir ettigimiz Taberisi’nin ihticac
Adli eserinde ki rivayetleri delil olarak gösterdikten sonra sunlari
ekliyor:“Eger müezzin ya da kayyim, Hz.Ali “as”in vilayetine sahadet
etmeyi, ezan ve kametin bir kismi olarak degil de teberrük “Bereket”
maksadiyla okunmus olursa günah islenmemistir “ “Baska bir rivayette Ehl-i
Sünnet’in Muhakkik âlimlerinden seyh Abdullah Miragi , “ Misri
“es-Selafet fi Emr’il-Hilafet Adli esrinde Mustefiz Haber “Haber’i
Mustafiz :Istilahta, Ravilerin çok sayida oldugu ve degisik yollarla bize
ulasan habere deniliyor .Bu durum, Haberi tek bir haber olmasindan çikarir ve
yaklasik olarak saglam mutavatir düzeyine ulasir. Olarak nakletmistir ki dik
katlarinizi yazdigi su satirlara çekmek istiyorum: 1-Selman-i Farsi, Hz..
Peygamber efendimiz “s a a”in zamanin da ezan ve kamette , Allah’in
birligine ve Hz .Peygamber “s a a”in Risale tine sahitlik ettikten sonra ,Emir’ül-Müminin
Hz. Ali “a s”in da velayetine sahitlik ediyordu.Sahabelerden biri Hz.
Peygamber “s a a”in huzuruna gelerek söyle dedi : “Ey Allah’in resulü!
Bugün daha önce isitmedigim bir sey isittim. Efendimiz “s a a” bunun ne
oldugunu sorunca sahabe su cevabi verdi. Selman ezan okurken Allahin birligine
ve Hz. Peygamberin risale tine sahitlik ettikten sonra,Hz.Ali “as”in da
velayetine sahitlik etti. ((Bu hadise ,Veda Hacci’in dan ve Gadir Hum
hadisesinden sonra cereyan etmistir.)) Allahi’in resulü “s a a” söyle
buyurdular : “Güzel sey isitmissiniz!”2-Ebuzer Geffari Hakkinda rivayet
edilmistir ki, sahabelerden biri Efendimiz “s a a” e gelerek söyle dedi:
“Ey Allah’in resulü! Ebuzer ezan okurken Peygamber “s a a”in risaletine
sahadetlik ettikten sonra ,”Eshedu enne Aliyyen veliyullah” diyerek Hz.Ali
“as”in da velayetine sahadetlik ediyordu.Efendimiz “s a a” su cevabi
verdi: “Aynen öyledir. Gadir’i Hum da söyledigim “Ben kimin movlasi isem
Ali “as” da movlasi dir” sözümü unuttunuz mu? Bundan sonra kim vermis
oldugu sözde durmazsa sadece kendi nefsine zülüm etmis olur. “ ”“Eger
yukarida ki iki hadise dikkat edilecek olursa rahatça söyleye biliriz ki; ezan
ve kametteki sahadet’i selase sünnettir. Çünkü Hz. Peygamber “s a a”
bu sahadeti onaylamis ve imzalamistir.Dikkate sayandir ki zikredilen
rivayetlerde ki sahabeler, yani Selman ve ebuzeri geffari Hz. Peygamber “s a
a”in Tüm Müslümanlar tarafindan kabul edilen iki seçkin sahabedir.
Efendimiz “s a a” onlar hakkin da övücü birçok hadis söylemistir. Ayni
sekilde nübüvvet ailesinden olan imamlar “a s” da bu iki büyük sahsiyeti
methetmisler ve onlari ilk büyük Siilerden saymislar.” ”Selman’i
Farsin’nin makami öyle bir noktaya ulasmistir ki, Hz. Peygamber “s a a”
onun hakkinda söyle buyurmustur: Selman bizim Nübüvvet ailemizin bir parçasidir.”
“ ” Ebuzeri gaffari hakkinda Efendimiz “s a a” ve Imamlar “as” birçok
hadis zikir etmislerdir. Hz. Ali “as”Hz. Ali “as”Hz. Peygamber Efendimiz
“s a a”dan su hadisi naklediyor: Gökyüzünün üzerine gölgesi düstügü
ve yeryüzünün sirtinda tasidigi kimseler arasinda Ebuzer Geffar’i den daha
dogru sözlü biri yoktur. “ ”Uzun süzün kisasi, Ezan da ve kamette üçüncü
sahadetlik “sahadeti selase”Sialarin asli özelliklerindendir. Basta Selman,
olmak üzere Siiler bunu ezanda söylemislerdir ve Efendimiz “s a a” da bunu
onaylamistir.Hz. resulullah “s a a”in zamanindan beri uzun bir geçmisi olan
üçüncü sehadeti zikretme, Peygamber efendimizin “s a a”in ölümünden
sonra icat edilims bir sey degildir.Samedani fikihçilarindan ilim ve irfan ehli
merhum muhakkik Nahrir, Ayetullah Seyh Abd7un Nebi eraki (r.a)’in verdigi hariç
dersinde, söz konusu olan ezan ve kamette üçüncü sahadeti delilerle serh ve
ispat ettigini bildirmistir.Ona göre Üçüncü sahadet, ezan ve kametin
kisimlarindan biridir. Bu hadis ve arastirma ve takriri ögrencilerinden âlim
ve muhakkik seyh Muhammed hasan Al-i Tahir tarafindan, Risalet’ul-Hidayet fi
kevn’is-Sehadet Bi’l-Velayet fi’l-ezan ve’l-Ikamet Cuz’un ke
Sair’il-Ecza. Adiyla yazilmis ve basilmistir.Bu konuyla ilgili burada biraz
genisçe yer vermek istiyorum: Büyük Âlimlerin ve taklit mercilerin Görüsleri;
Geçmiste ki ve bugünkü büyük Sii Âlimlerinin ve taklit mercilerinin ,
“Ezan ve kamette üçüncü sahadet’e dair fetva ve görüsleri çesitlilik
arz etmektedir. Bu görüsleri su sekilde alti guruba ayira biliriz: 1-Bir
topluluga göre: Ezan ve kamette ki Üçüncü sahadet, Ezan ve kametin
kisimlarindan degildir. Gerekli de degildir, müntahap da. Ancak Onun bereket ve
kutluluk için söylenmesinde bir mahsur yoktur, hatta iyidir de.2-Bazi âlimlere
göre: Üçüncü sahadet süphesiz ezan ve kametin kisimlarindandir.3-Diger bir
kisma göreyse: Üçüncü sahadetin, Ezan ve kametin kisimlarindan sayilmasi,
Muhtemelen Müntahaptir.4-Baska bir gurup ulamaya göre de: Sahadet’i selase,
Imanin siaridir ve Siiligin bir simgesidir.Bu sebepten dolayi bunu ezanda ve
kamette zikretmenin bin üstünlügü vardir.Bazi zamanlarda da vaciptir ancak ,
ezanin bir kismi olmasi kastiyla degil ..5-Diger bir kisim alimler ise : Hz..Ali
“as”in Allah’in velisi ve müminlerin emri oldugu hakkinda ki yaygin
rivayetlere dayanarak ,Üçüncü sahadetin ezan ve kamette zikredilmesini müstahap
kabul ederler.6-Son guruba gelince: Hz: Ali “as” Hakkindaki bir önce ki
gurubun dayanak gösterdigi Ehl-i Sünnet’e ait rivayetleri kast etmeksizin,
Üçüncü sahadetin zikrinin müstehap oldugunu söylerler. Bu görüslerin
izahi sudur ki: Dönemimizin meshur Ulama ve müçtehitli ilk görüsü
benimsemislerdir. Ancak Ikinci gurubun benimseyen âlim ve meralcilerden biri
olan merhum Ayetullah Seyh Abdunnebi Eraki , “Delillerle fikih” islerken
ondan fazla fikhi delile dayanarak, Ezanda ve kamette Hz. Ali “as”in
velayetine sahitligin yani Üçüncü sahadetin, Ezanin kisimlarindan bir kisim
oldugunu belirtmistir.Onun bu dersleri, Talebesi Seyh Muhammed Hasan Al-i Tahir
tarafindan Risalet’il Hidayet fi kevn’is-Sahadet Bi’l-Velayet’i
Fi’l-Ezan ve’l-Ikamet Cüz’ün Kesair’ul-Ecza” Hz. Ali “as”in
velayetine Sahitlik etmenin ezan ve kametin diger kisimlari gibi bir kisim
olmasina kilavuzluk adiyla yazilmis ve basilmistir.Merhum Ayetullah aga Mirza
Istihbanati “r a “ , Üçüncü sahadeti ezanin ve kametin kisimlarlindan
kabul etmis ve söyle buyurmustur. Hz. Resulullah “s a a” bunu bütün ümmete
duyurmasi için uygun ortam bulamadi. “ ”Allame Meclisi ise, Daha önce
zikrettigimiz gibi Üçüncü görüsü benimsemis ve üçüncü sahadetin ezan
ve kametin müstahap kisimlarindan biri olmasinin ihtimali dâhilinde oldugunu söylemistir.
“ ”Hadaik adli eserin sahibi Merhum Seyh Yusuf Behrani ,Alleme Meclisi’nin
görüsüne katilmakta ve onaylamakta dir. “ ”Merhum Kasif’ul Gita “h .
1373” Bu konuda sunlari söylüyor: Genel delillerden yararlanarak Üçüncü
sahadetin ezan ve kametin Müntahap eczalarindan oldugunu söylemek mümkündür.
“ ” Merhum Ayetullah Uzma Seyyid hakim “r a”, Dürdüncü gurubun görüslerini
benimser. “ ”Merhum Ayetullah Uzma Seyyid Muhammed Sahrudi, Besinci görüse
fetva vermistir. “ ” ve yine ayni sekilde Muhakik fakih H.Aga Riza Hamedani
de Bu görüsü kabul etmistir. “ ” ve birçok Ayetullahlarin görüsleri
kisaca söyledir:1-Urvet’ul-Vuska yazari Ayetullah seyyid Muhammed Kazim Yezdi.
2- Ayetullah Ismail Sadr .
3-Ayetullah Mirza Muhammed Taki Sirazi .
4-Ayetullah Uzma Muhammed Hasan Sirazi “Büyük mirza” Ve bunun ustadi. Yani
Ayetullah Uzma seyh Murtaza Ensari “r a” Altinci Görüse fetva veren merci
Ulamlarindandir. “ ”Merhum Ayetullah Uzma Sahibi cevahir, Bu büyük
ulamalarin hasiyeleri dikkate alinarak… “ ”
VELAYETMUHALIFLERINE CEVAP
Ezan ve kamette Üçüncü sahadetin
zikredilmesinin gerekliliginin ortaya koyan sebeplerden biride Hz. Ali ve Hz.
Ali “as”in ailesinin düsmanlari ile mücadelenin gerekliligidir. Zira Ümeyye
ogullari ve Mervan ogullari, küstahlikta o kadar ileri gitmislerdir ki
“Allah’a siginiriz”Hz. Ali “as”a ezan ve kamette lanet ve küfretmeyi
ezanin aslindan saymaya baslamislardi.Minarelerden ve Minberlerden bu büyük
sayrisizligi hiç çekinmeksizin haykiriyorlardi. Hatta onlar, Islam’i ilk
kabul eden ve imani tüm Müslümanlarin imanindan daha güçlü olan Hz. Ali
“as”in imanini ve Müslümanligini inkâr ediyorlardi.Oysaki Hz.Ali “as”
Göz açip kapatacak kadar bir zamanini dahi müsrik olarak geçirmemistir.
Bilakis o, Peygamber “s a a”in ayni kardesi “nefsi”ve damadiydi.Düsmanlarin
fikir ve amellerine karsilik en iyi müdafaa, minarelerden Alalh’in birligine
ve Hz. Peygamber “s a a” in risale tine Sahadet getirdikten sonra emir’ül-Müminine
Hz Ali “as”in velayetine de sahitlilik etmektir.
Böylece bizim amelimiz onlarin düsmanliklarina karsi bir ret ve itiraz
olacaktir. Nitekim Tava tur yoluyla birçok kaynaklarca nakledilmistir ki, Uhud
savasi gibi Müslümanlarin Müsriklerle savaslarinda Müsrikler , “Hubel Yücelsin”
haykirirlarken, Hz. Peygamber “s a a”da Müslümanlardan yüksek sesle su
cevabi vermelerini istemisti. “Allah daha büyüktür ve daha yücedir ” Müsrikler,
Muhakkak ki bizim Uzza’miz vardir ve sizin için Uzza yoktur.Diye bagirinca,
Efendimiz “s a a”in Müslümanlara, cevap olarak söyle haykirmalarini
emretti: “Allah Bizim sahibimizdir ve sizin sahibiniz yoktur.”Ebu Sufyan bu
savasta söyle diyordu: çark döndükçe dönmektedir. Dün siizn lehinize dönüyordu,
Bugün bizim. Savasta yenmekte vardir yenilmekte… Bugünse sans bizden
yana!Bunun üzerine Hz. Peygamber Efendimiz “s a a” Müslümanlara söyle
buyurdu: Onun bu sözlerine karsilik söyle cevap verin: Bizim ölülerimiz
cennete, sizin ölülerinizse cehennemdedir.” ”Allah’in adina yemin ederim
ki Hz. Ali “as”in velayetine sahitlik etmek; Allah’in, Hz. Peygamber “s
a a”in ve ihsasli Müslümanlarin huzurunda en sevimli ameldir; Öyle bir
yemin ki ne suçtur, ne de günah. Zira Daha önce de zikrettigimiz gibi
Efendimiz “s a a”in sözlerinde uygun olarak, kendisinin sahip oldugu tüm
keramet ve imtiyazlara nübüvvet makami disinda Hz.Ali “as” da sahiptir.Tüm
bunlar Hz. Ali “as”in vücudun da toplanmistir. Ayrica, Hz.Ali “as”, Hz.
Peygamber “s a a”in sahsi gibidir. Hz. Peygamber “s a a”, Hayber savasi
öncesi onun hakkinda söyle buyurmustur: “ Yarin bayragi öyle birisine
verecegim ki Allah ve Resulü onu sever, o da Allah ve resulünü sever .”Neticede
Iftihar edilecek bu vazife Hz. Ali “as”a Nasip olmustur. “ ” O dönemde
Müslümanlar arasinda olgunluk ve faziletleri inkâr edilmeyecek mümtaz
sahsiyetler vardi, ancak Hz. peygamber “s a a”,Hz. Ali “as”i “Allah ve
resulünü seven ve Allah resulü de onu seven unvaniyla sereflendirmisti.Üstadimiz
Büyük âlim Mehrmizi(r a), bir konudan bahsederken söyle diyor: “Allah’in
kanunlarinin bazi merhaleleri vardir ki o merhalelerden biride, Allah’in
maslahati ve sevdigi, ser’i kanundur. Bu konuda bazi misaller veriyor ki
onlari usul-u fikhi bahsinde zikretmistir.Buradan Kolaylikla, Hz: Ali “as”in
Allah indinde ne kadar büyük bir yeri ve sevgisi oldugunu sonuca çikarila
bilinir..Dolayisiyla onun yüce isminin de Allah ve resulünün “s a a”in
isminin yaninda zikredilmesi icap eder .Hz. Ali “as”in isminin zikri
Allah’in seriati unvanindadir. Her zaman da tekrarlanmalidir ki insanlar Hz.
Ali “as” velayetinin yüce makamini unutmasinlar ve onu, tevhit ve nübüvvetin
yaninda, mutlulugun ve dogrulugun ölçüsü olarak bilsinler.
PEYGAMBER “S A A” ÜÇÜNCÜ SAAHDETI ONAYLAMASINA RAGMEN NIÇIN DIGER
MINARELERDEN DE OKUNMASINI EMRETMEDI?
Bu noktada su soru akla geliyor: Eger
üçüncü sahadetin “eshedu anne Aliyyen veliyullah” zikri, Efendimiz “s
a a” nazarinda mesru ve sevimli idiyse, neden Müslümanlara minarelere den
bunun da ezan da söylenmesi için kesin bir emir vermedi. Nitekim biliyoruz ki
böyle bir emir de vermemistir?
Cevap: Üçüncü
sahadetin, ezan da zikrinin yerinde ve mesru olmasiyla Hz..Peygamber “s a a”
in bunun ezanda zikrini asikara bir sekilde emretmemesi arasinda bir çelis ki
ve tutarsizlik yoktur.
“Taninmis mencilerden merhum Ayetullah Uzma Aga Mirza istihbanati, üçüncü
sahadeti ezan ve kametin kisimlarindan oldugunu kabul etmis ve söyle demistir:
Hz. Peygamber “s a a” üçüncü sahadeti Islam ümmetine bildirmesi için
ortam müsait degildi.” ”
Yani Efendimiz “s a a” Bunu emretmedi
diye seriata uygun degil ve hüsnü kabiliyeti yoktur diyemeyiz. Zira Hz. Ali
“as”in Muhalif, rakip düsmanlarina karsi bir takiya de yapilmis olmasi da mümkündür.Eger
Allah Resulü “s a a” böyle bir emir vermis olsaydi, Fitneye ve “münafiklar
tarafindan” kargasaya yol aça bilirdi. Mekke’ye yirmi kilo metre uzaklikta
ki Hudeybiye’de, Peygamberimiz “s a a” ve müsrikler arasinda imzalanan
anlasma “h.6” cok olumlu neticeler vermesine ragmen ashaptan bazilari, Özellikle
Ömer b.Hattap, itiraz etmis ve söyle demisti: “Allah’a yemin ederim ki, Müslüman
oldugum günden beri hiç bu kadar süpheye düsmemistim?.
Bunun kisaca açiklamasi su ki: Hz.
Peygamber “s a a” , Hiçri /6/ yilin, Zilkade ayinda bir rüya gördü ki,
Mekke’ye giriliyor ve Kâbe putlardan temizleniyordu. Hz. Resulüllah
efendimiz “s a a” Gördügü bu rüyayi ashabina anlatti.O
yil efendimiz “s a a” dolayisiyla birlikte umre ziyaretini yapmak için
Mekke’ye dogru yola cikti. Ashap, Efendimiz “s a a” rüyasinin o sene gerçeklesecegini
Ümit ederek yola çikmisti. Ancak müsrikler, Efendimiz “s a a”in ve
ashabinin Mekke’ye girmelerini yasakladilar.Hz. Peygamber efendimiz “s a
a” de orda bulunan bir agacin altinda Müslümanlardan biat aldi buda Ridvan
biati denilmektedir. Küreyis kâfirleri bu biatten haberdar olduklari zaman
Islam ordusuna saldirmaktan korktular. Neticede Mekkeliler bir temsilcisini Hz.
Peygamber efendimiz “s a a”in yanina gönderdiler.Arka arkaya yapilan görüsmelerden
sonra Hudeybiye anlasmasi imzalandi. Bu anlasma hayber ve Mekke’nin fethi gibi
birçok olumlu sonuçlar beraberinde getirmisti. Hz. Peygamber efendimiz “s a
a” görmüs oldugu rüya bir sonra ki yil gerçeklesmistir. Hz.Peygamber
efendimiz “s a a” on dokuz gün Hudeybiye de kaldiktan sonra Medine’ye dündü.
“ ”Hz. Resulüllah efendimiz “s a a”in yaninda bulunan kisilerden
bazilari bu gelismelerden rahatsiz oldular ve itiraz ettiler. Hz: Resullullah
“s a a”in ruyasina uygun olarak Kâbe’ye gidip tavaf etmeyi umduklarini
ancak hiçte öyle olmadigini söylediler. Ömer b. Hattab’in agzindan sunlari
naklediyoruz:
“Allah’a yemin ederim ki ,Müslüman oldugum günden beri hiç bu kadar süpheye
düsmemistim.Peygamber “s a a”in yanina gittim ve sunlari söyledim sen
Allah’in resulü degimlisin?.O da bana evet, Resulüyüm dedi. Ben, “Peki
hak üzere,kafirlerde batil üzere degillermi?. Diye sorunca, Evet öyledir,
diye cevap verdi. Ben söyle dedim; Peki o halde niçin asagilanmayi dinimize
sokuyor ve onu onu kabul ediyoruz?Hz. Peygamberimiz “s a a”Buyurdu : “ben
Allah’in resulüyüm ve asla ona isyan etmem.”Bunun üzerine sunu sordum :
“ Peki, Yakinda mekke’ye girecegiz ve kabe’yi tavaf edecegiz
demedinmi?..Oda evet , dedim , ancak bu sene girecegizmi, dedim?..diye sorunca
ben ‘Hayir’ Dedim .Hz. Peygamber bana , Sen bu yil olmasa gelecek yil ,
Mekke’ye gireceksin ve kabe’yi tavaf edeceksin dedi.Neticede Efendimiz “s
a a” buyurdugu gibi, bir yil sonra ki sene yani , “h.7” yilda Müslümanlar
umre için Mekke’ye girdiler ve kabe’yi tavaf ettiler. “ ”Bu örneklerden
maksadimiz, Hz.Peygamberimiz “s a a” in bazen etrafindakiler itirazlarina ve
baskilarina maruz kaldigini göstermektir. Allah’n resulü “s a
a”vefatindan az bir zaman önce Müslümanlara, uymalari ve kendisinden sonra
süpheye düsmemeleri için vasiyetini bir kâgida yazmak istedi. Ancak Hz. Ali
“as”in rakiplerinden bazilari, Hz.Peygamber efendimiz “s a a”in
sayiklamakla itham ettiler.Bu sözlerden rahatsiz olan ve sinirlenen Efendimiz
“s a a” yazmayi düsündügü seyleri yazmadi. Bu konu, Ehl-i sünnetin
temel kaynaklari olarak kabul ettigi , “Sahih-i Buhari ve Sahihi Müslim gibi
hadis kitaplarinda geçmektedir. “ ”Bu olay tarih ve hadis kitaplarinda “
kâgit ve mürekkep hadisi” olarak meshurdur. Olay söyle cereyan etmistir:
Hz. Peygamber “s a a” ölüm döseyende yatarken, Rehberin kim olacagina
dair perde arkasindan çevrilen entrikalardan haberdar olmustu. Rehberlik
meselesinde ümmetin ihtilafa düsmesini ve benzeri seyleri önlemek için, Hz.
Ali “as”in ve Ehl-i Beyt’in Imamlarin “s a” halifeligini yazili bir
sekilde onaylamak ve gelecek nesillere bir senet birakmak istiyordu.Bir gün
sahabenin ileri gelenleri, hasta yataginda yatan Efendimiz “s a a”i ziyarete
geldiler. Efendimiz “s a a” onlara yönelerek söyle buyurdu; “Bana kâgit
ve mürekkep getirin! Benden sonra yoldan çikmamaniz için bir sey
yazacagim.”O esnada Ömer b. Hattap, meclisteki sessizligi bozdu ve söyle
dedi:”Hastalik peygambere galip gelmis olmali ki sayikliyor. Kuran, Semavi bir
kitap olarak önümüzde duruyor ve bize yeter” bu sözler orada bulunanlar
arasinda kargasaliga yol açti. Bir kismi bagirmaya basladi. Bir gurup,
Peygamber “s a a”in emirlerini yazmak için bir kâgit ve kalem getirdi. Ömer
ve onun taraftarlari buna mani olmaya çalisti. Sonuçta Hz Peygamberimiz “s a
a” bu saygisizca davranislardan dolayi çok rahatsiz oldu ve söyle dedi:
“Kalkin ve buradan gidin” Ibn-i Abbas Bu hadiseyi naklettikten sonra söyle
diyor: Sahabelerden bir gurubun Mücadele ve ihtilaflarinin Hz. Peygamber “s a
a”in söz konusu mektubun yazmasina engel olmasi, Islam adina en büyük
musibet, felaket ve en üzücü hadisedir.” ”Muaviye’nin Hasim
ogullari’na karsi güttügü düsmanlik ve kin duygulari “ezanin aslinin
aslini degistirme pahasina… Ki daha önce zikretmistik” Bu durumu teyit eder
niteliktedir. Evet, Ortaligi karistiranlarin, Efendiimz “s a a”in vasiyetini
yazmasina mani olanlarin ve hazreti ölüm döseginde incitenlerin varligini düsündügümüz
zaman,Hz. Resulüllah “s a a”Huzuru tesis, ihtilaf ve aleyhtarligi ortadan
kaldirma düsüncesiyle, üçüncü sahadetin ezan ve kamette okunmasini açik
bir sekilde emretmesinin gerçege hiçte aykiri olmadigini görürüz. Ancak
Daha önce zikredildigi gibi, Efendimiz “s a a” Her firsatta degisik
ifadelerle, Hz.Ali “as”in Velayetine sahadeti, Allah’in Birligine ve
Kendisinin Peygamberligine sahitlikle birlikte anmistir.Yine bunun gibi aci bir
hadise de, Efendiimz “s a a” Usame b. Zeyd’in ordusuna cepheye Hareket için
verdigi emre muhalefette yasandi. Bu olayda söyle gelismistir sizlerin
dikkatini çekmek istiyorum bu konuya!
Usame ordusunun macerasi kisaca söyledir:
Hz. Peygamber “s a a” efendimiz ölüm döserindeydi. Güçlü Bizans
ordusunun, Islam’in yayilisinin önüne geçmek ve Islam ülkesinin mahrem
noktalarina saldirmak için hazirligi haberi geldi. Hz. Peygamber efendimiz “s
a a” Muhacir ve enserden olusan bir ordu hazirladi.Bu
ordunun içinde Abu Bekir, Ömer, Sad b. Vak kas, Abu Ubeyd’e cerrah vs.
Taninmis kisiler vardi . Hz. Peygamber “s a a” kendi eliyle bayragi
Usame’ye ((o zaman yirmi yasinda ya vardi ya yoktu) verdi.Onu bayraktar ve
ordu komutani etti ve söyle buyurdu: “Allah’in ismiyle ve Allah yolunda,
Allah’in düsmanlariyla savas! Kesinlikle Medine’den ayrilarak, Bizans’a
karsi ordunla birlikte yola düs.” Bu konuda efendimiz “s a a” çok israr
etmisti. Hz. Resulullahin israrinda incelenmesi gereken üç nokta vardir:
1-Düsmanin saldirilarini önlemek.
2-Hz. Ali “as”in halifeligini yürürlüge soka bilmek için bu ise engel
olacak sahislari Medine’den çikarmak.
3-Bayraktar ve komutan seçiminde, Hz. Resulullah “s a a” davranislariyla Müslümanlara,
takva ve manevi yönden güçlü olanin, bu tür vazifelere daha layik oldugunu
ögretti. Usame güzel bir gençti ve manevi liyakatinin hatirina, Hz Peygamber
efendimiz “s a a” tarafindan ordu komutaliligina getirilmisti. Usame silahli
Islam ordusunu, Medine’den Curf “Medine’ye bir fersak uzaklikta bir
yer’e “kadar götürmüstü. Diger savascilarin da kendilerine katilmalarini
beklemek ve daha sonra da Bizans’a dogru koyulmak için Curf’de bir ordugâh
kurdu.Hz. Peygamber “s a a”Usame’ye Duraklamadan hareket etmesi haberini gönderdi.
Usame de ordusuyla birlikte harekete geçti ve Bizans ile yapilan savasta Islam
ordusu galip geldi. Usame ganimetleri ve bir gurup esiri alarak Medine’ye geri
dündü. Ancak, Efendimiz “s a a” bu zaman zarfinda vefat etmisti.Burada
dikkat edilecek husus sudur ki, Usamen’in ordusunda ki bazi taninmis kisiler,
Hz. Peygamber “s a a”in vefati aninda kendilerinin Medine’de
bulunmalarinin gerekli oldugunu söyleyerek emre itaatsizlik etmisler, ordudan
ayrilmislar ve geceleyin Medine’ye geri dönmüslerdi. Hz. Peygamber “s a
a” geri denerek ihtilaf çikaranlar hakkinda hissettigi nefreti belirtmistir.
“ ”Anlattigimiz bu hadise de ayni sekilde bir grubun “ hatta en
taninmislarda bu grubun içerisindeydi” Muhalefetini Hz. Peygamber “s a a”
de onayladigi gibi göstermektedir. Söylendigi gibi, Hz. Ali “as”in
Rehberliginin özellikle ezan ve kamette ilan edilmesi meselesi, bazi
muhaliflerin ve inatçilarin, kargasa ve fitnelerine sebep ola bilirdi. Bu yüzden
efendimiz “s a a” ortami müsait görmediginden, çaresiz onun ezan ve
kamette açikça ilanini söyleyememistir.Bazilarinin cahiliyet devri
taassuplari, Nefislerine yenilmelerine sebep oldu, Allah resulü “s a a”nün
emrine isyan ederek Usame’nin ordusuyla hareket etmediler. Sadece sükreden,
hakki taniyan kimseler Usame’nin ordusuna katildi. Allah’u taala, Kuran’da
onlar hakkinda söyle buyurmaktadir: “Kullarimdan çok azi sükredendir” “
”Allah resulü “s a a” nün asrinda, Resulullah’in çok sevdigi ancak
takiyye gerekçesiyle, ( Münafiklarin ortaligi karistirmasindan çekindiginden
dolayi) yapmaktan vazgeçtigi birçok sey vardi. Özellikle Ehl-i Sünnet ve
Siiler tarafindan nakledilen mütavatir hadislerden birinde (bunlarin birçogu
ilim bilmeyi gerektirir,)Hz. Resulullah “s a a” efendimiz Hanimlarindan biri
olan Aise’ye sösyle buyurdu: “Eger senin kavmin yeni Müslüman olamamis
olsaydi, Kâbe’yi yikardim ve yeniden yapardim. Onun için de iki kapi
birakirdim .” Bu hadiste kasittan sudur: Henüz Islam, o kavmin vücudunda
derinlemesine sirayet etmemistir. Yani o kavim, Kayitsiz ve sartsiz Islam’a
teslim olmamistir. Bu yüzden Kâbe’nin yikilarak yeniden yapilmasiyla bir
takim fitnelerin dogmasi ve kargasaligin yasanmasiyla mümkündür.Ancak ben,
fitneleri gidermek için, bu isi yapmiyorum. Gerçi, Kâbe’nin yeniden insa
edilmesi, saldirilardan korumak için iki kapisinin olmasi ve birinin giris ve
digerinden de çikis kapisi olarak düzenlenmesi daha münasip idi.Hz. Peygamber
efendimiz “s a a” Üçüncü sahadetin ezanda minarelerde söylenmesi
konusunda ki bir açiklamasinin ve emrinin olmamasi, bunun dinde yeri olmadigi
anlamina da gelmez.Sonuç olarak, Üçüncü sahadetin “shedu enne Aliyyen
veliyullah” Allah’in birligine ve Peygamber “s a a”in risale tine
sahadetle birlikte söylenmesi iman ve velayetin sartlarindandir ve velayetle
iman bunsuz asla kâmil olmaz.Bu yüzden, Üçüncü sehadetin, ezan ve kamette
bir kere söylenmesi, ihtiyali olmanin geregidir. Nitekim bütün büyük
ulemalar söyle buyurmuslardir:“Üçüncü sahadet, ezan kisimlarindan olmasa
dahi hiç süphe yok ki imanin sartlarindan ve kisimlarindandir.Son olarak
Sizlere Hz. Ali “as”in Hilafeten uzaklastirilma konusunu sizlere
hatirlatarak hakkin nasil yok oldugunuzu göreceksiniz. Bizim kastimiz bu kayip
olan hakkin insanlar arasinda taninmasidir.ins bu konuyla ilgili sagifede nelen
oldu tarih kitaplarina baka bilirsiniz .Burada,
Ehl-i beyt “as” için zahmet çeken tüm dergi ve site sorumlularina sonsuz
tesekkürlerimi sunarim. Allahtan onlar için Rahmetini ve tovfigini inayet
etmesi için, Yüce Rabbime el açarak onlara duaci olmaktayim. Allah sizlerden
Razi olsun. Benim Bu eserimi hem derginizde ve sitenizde yayina sundugunuz için
sizlere minnatarim,